Kutup ayıları ve penguenlerin aynı yerde yaşaması doğanın kurallarına göre mutlak bir imkansızlıktır. Bu imkansızlık bize hayatın içindeki bazı derin gerçekleri fısıldar.
Dünya üzerinde öyle mesafeler vardır ki, onları ne haritalar tam olarak tarif edebilir ne de yollar birbirine bağlayabilir. Tıpkı kutup ayıları ve penguenlerin hikayesi gibi...
Bize çocukken izletilen çizgi filmlerde, kış temalı kartpostallarda ya da sevimli reklamlarda onları hep yan yana, aynı buz kütlesinin üzerinde dostça eğlenirken gösterdiler. Hafızamızda yarattıkları bu yapay illüzyon yüzünden, çoğumuz onları aynı coğrafyanın kader ortakları sandık. Oysa gerçek, doğanın yazdığı en büyük ve en kesin ayrılık hikayelerinden biridir.Onlar, hiçbir zaman aynı gökyüzünün altında buluşamazlar.
Kutup ayısı, adını aldığı Kuzey Kutbu’nun (Arktik) heybetli kralıdır. Karlı düzlüklerin, buz tutmuş denizlerin üzerinde avlanır; hayatı o sonsuz beyazlığın kuzeyinde şekillenir.Penguenler ise tam aksine, dünyanın en güneyine, Antarktika’nın çetin ve rüzgarlı buzullarına kök salmışlardır.
Aralarında sadece kilometreler değil, koca bir ekvator çizgisi, aşılması imkansız sıcak denizler ve devasa kıtalar vardır. Biri dünyanın en tepesinde hayatta kalma mücadelesi verirken, diğeri en alt ucunda rüzgara karşı göğüs gerer.
İşte bu yüzden, kutup ayıları ve penguenlerin aynı yerde yaşaması doğanın kurallarına göre mutlak bir imkansızlıktır. Bu imkansızlık bize hayatın içindeki bazı derin gerçekleri fısıldar.
Bazen dışarıdan bakanlar bizi birileriyle ya da bir durumla çok yakıştırabilir. Tıpkı çizgi filmlerin kutup ayısı ile pengueni yan yana getirmesi gibi, dünya da kafasında yakıştırmalar yapar. Ama dışarıdan ne kadar "uyumlu" görünürse görünsün, içsel gerçekler ve fıtratlar bazen bir araya gelmeye izin vermez.
İkisi de buzun, soğuğun, karın dilinden anlar. Fakat aynı dertten muzdarip olmak, aynı yerde olmayı garanti etmez. Bazen en iyi anladığınız, kendinize en yakın hissettiğiniz insanla aranızda koca bir dünya kadar mesafe bulunur.
İmkansızlık, her zaman bir başarısızlık hikayesi değildir; bazen olması gerekenin, düzenin ta kendisidir. Eğer kutup ayıları ve penguenler aynı yerde yaşasaydı, bu penguenlerin sonu olurdu.Yani bazen bir şeyin imkansız oluşu, iki tarafın da hayatta kalması için en güvenli limandır.
Bir kutup ayısının bir penguene sarılması, ancak insanların hayal gücünde veya bir çocuğun boyama kitabında mümkündür. Gerçek dünyada onlar, birbirlerinin varlığından bile habersiz, kendi yalnızlıklarında zirvededirler.
Hayatta da böyledir; bazı şeyler ne kadar birbirine aitmiş gibi görünse de, dünyanın kurulu düzeni onları zıt kutuplara fırlatmıştır. Kutup ayısı ve penguen, bize "aynı kumaştan dokunup, farklı dünyalara ait olmanın" ve ne yapılırsa yapılsın aşılamayacak mesafelerin var olduğunu hatırlatan en güzel, en soğuk ve en net metafordur.