İnsanlar onu dert ortağı sanır, oysa o sadece bir cellattır. Kendine ait bir rengi, duruşu ya da tarafı yoktur. O, tamamen sahibinin o anki ruh haline asalak gibi yapışan dilsiz bir parazittir.

İnsan, kâinatın en karmaşık his sarmalıdır; sever, ağlar, öfkelenir, özler... Göğüs kafesinin altında çarpan o et parçası, dünyayı yerinden oynatacak fırtınalara ev sahipliği yapar. Ancak insanın bu denli derin ve hisli olduğu yeryüzünde, onun en büyük zaaflarından birine eşlik eden öyle bir nesne vardır ki bütünüyle "karaktersizdir". Sigara, insani hiçbir duyguya ait olmayan, ruhu, vicdanı ve asgari bir karakter kırıntısı bile bulunmayan, sadece tütenden ibaret bir illüzyondur.

İnsanlar onu dert ortağı sanır, oysa o sadece bir cellattır. Kendine ait bir rengi, duruşu ya da tarafı yoktur. O, tamamen sahibinin o anki ruh haline asalak gibi yapışan dilsiz bir parazittir.

Bu karaktersizliği ve yüzsüzlüğü anlamak için uçsuz bucaksız felsefe kitaplarına gerek yok; ülkenin kalbinin durduğu o doksan dakikaya, bir Galatasaray - Fenerbahçe derbisine bakmak kâfidir.

Stadyum hıncahınç doludur. Nabızlar yüz seksen vurur, milyonlar ekrana kilitlenmiştir. Zaman durur, nefesler tutulur ve o kaçınılmaz an gelir: Hakem düdüğü çalar, orta saha yarılır, ceza sahasına kesilen top ağlarla buluşur. Gol!

İşte o saniyede, hayat iki keskin bıçak sırtına bölünür.

Tribünler patlar. Galatasaraylılar ya da Fenerbahçeliler birbirinin boynuna sarılır, çığlıklar göğe yükselir. Tarif edilemez bir coşku, damarlarda akan saf adrenalindir bu. Golü atan taraftaki adam, elini cebine götürür. Çakmağı çakar. O sigarayı, hayatının en mutlu, en muzaffer anını taçlandırmak için yakar. İçine çektiği o duman, onun gözünde zaferin kokusudur.

Madalyonun diğer yüzünde ise ölüm sessizliği vardır. Başlar ellerin arasına alınır, gözyaşları süzülür, kahrolası bir çaresizlik çöker omuzlara. Golü yiyen taraftaki adam da elini cebine götürür. Aynı marka kutudan bir dal çıkarır, o da çakmağı çakar. Ama o, sigarayı içindeki o devasa kederi, öfkeyi ve yenilmişliği bastırmak, acısını dindirmek için yakar. İçine çektiği o duman, onun gözünde yasın kokusudur.

Şimdi durup bu manzarayı biraz sorgulayalım: Aynı kağıda sarılmış tütün parçası, nasıl olur da hem dünyanın en büyük neşesine hem de en derin kederine aynı anda meze olabilir?

Çünkü sigaranın bir karakteri yoktur. O, ne sevinçten anlar ne de hüzünden. Golü atanın coşkusuna ortak olmadığı gibi, golü yiyenin acısıyla da dertlenmez. O sadece yanar.

Sigara, insanın duygusal boşluklarından beslenen, fütursuz bir fırsatçıdır. Gol atan adam sevinçten içer, gol yiyen adam üzüntüden. Biri kutlama yaptığını sanır, diğeri teselli bulduğunu. Oysa sigara, iki tarafa da aynı zehri kusmaktadır. Neşelinin de akciğerini kavurur, kederlinin de. Kazananın da damarlarını tıkar, kaybedenin de.

O, her iki masaya da oturan, her iki tarafa da gülücükler dağıtan ama arkasını döndüğü an ikisini de arkasından bıçaklayan bir hain gibidir. Duygusuzdur; çünkü neşe ile matem onun kirli dumanında farksızlaşır.

Bizler, bu karaktersiz nesneye anlamlar yükleyerek kendi sonumuzu hazırlarız. "Beni sakinleştiriyor" deriz, oysa o sadece kendi yarattığı yoksunluk krizini çözerek bizi kandırır. "Yalnızlığımı paylaşıyor" deriz, oysa o bizi adım adım yapayalnız bir hastane odasına, nefes darlığı çeken bir bedene doğru sürükler.

İçimize çektiğimiz her fırt, kalbimizi dakikada onlarca kez fazladan çarptırırken damarlarımızın çeperini bir zift gibi kaplar. Hücrelerimiz oksijen için feryat ederken, biz o karaktersiz dumanın gölgesinde efkar dağıttığımızı sanırız. Derbideki o coşkulu taraftarın da, kahrolan o izleyicinin de bilmediği şey şudur: Maçın skoru ne olursa olsun, yeşil sahada kim kazanırsa kazansın, o sigara yakıldığı an tek bir kaybeden vardır; o da insan sağlığıdır.

Ne gariptir ki, insan gibi muazzam bir irade, bu duygusuz ve kimliksiz nesnenin esiri olur. O bizi hissettiğimize inandırırken, aslında bizi yavaş yavaş hissizleştirir, çürütür ve bitirir. Maç biter, taraftarlar dağılır, sevinçler ve üzünçler tarihin tozlu sayfalarına karışır; fakat o karaktersiz dumanın bedende bıraktığı kalıcı hasar, insanı ömür boyu sürecek bir mağlubiyete mahkum eder.