Kültür, kendiliğinden öğrenilmez; gösterilir, yaşatılır ve sevdirilir.

"Gençler artık kültürünü bilmiyor." Bu cümleyi son yıllarda sıkça duyuyoruz. Peki, gerçekten sorun gençler mi, yoksa onlara kültürümüzü yeterince anlatamayan bizler miyiz?

Bugünün gençleri teknolojiyle büyüyor. Dünyanın dört bir yanındaki müzikleri, dansları ve yaşam tarzlarını tek bir dokunuşla keşfedebiliyor. Ancak aynı gençler, yaşadığı yörenin türküsünü, halk oyununu ya da geleneklerini tanımaya her zaman fırsat bulamıyor. Çünkü kültür, kendiliğinden öğrenilmez; gösterilir, yaşatılır ve sevdirilir.

Halk oyunları yalnızca sahnede sergilenen figürlerden ibaret değildir. Her adımında bir tarih, her ezgisinde bir yaşam hikâyesi vardır. Türküler, düğünler, bayramlar ve gelenekler bizi biz yapan ortak değerlerdir. Bu değerleri kaybetmek, sadece bir oyunu ya da bir türküyü değil, kimliğimizin bir parçasını da kaybetmek demektir.

Gençleri eleştirmek kolaydır. Asıl önemli olan, onları kültürle buluşturabilmektir. Aileler, okullar, yerel yönetimler ve sanat kurumları bu konuda ortak sorumluluk taşımaktadır. Çocuklarımızı bir halk oyunu gösterisine götürmek, bir festivale katılmalarını sağlamak ya da sanat eğitimi almaları için cesaretlendirmek, geleceğe yapılacak en değerli yatırımlardan biridir.

Unutmayalım; kültür geçmişte kalan bir hatıra değil, geleceğe bırakacağımız en kıymetli mirastır. Eğer gençlerimize bu mirası sevdirirsek, onlar da aynı heyecanla gelecek nesillere aktaracaktır.

Çünkü bir milletin kültürü, onu yaşatan gençler kadar güçlüdür.