Real Madrid formasıyla göğsümüzü kabartan Arda Güler'in saha içi dehası, Barış Alper'in pes etmeyen enerjisi, Hakan Çalhanoğlu'nun saha liderliği ve savunmadaki aşılmaz duvarlarımızla, 2002'deki ağabeylerinin mirasını taşımaya hazır olduklarını kanıtladılar.
Türk futbolu için zaman, 24 yıldır adeta bir prangaydı. 2002 yazında Güney Kore ve Japonya'nın sabah ayazlarında sokaklara dökülen, İlhan Mansız'ın golüyle havalara uçan, Hasan Şaş'ın rüzgarıyla coşan ve nihayetinde dünya üçüncülüğüyle gözyaşı döken o çocukların üzerinden tam çeyrek asır geçti.
Uzak Doğu'da yazılan o destandan sonra, Dünya Kupası bizim için her dört yılda bir başkalarının hikayesini izlediğimiz uzak bir rüyaya dönüşmüştü. Ta ki bu yıla kadar... Kerem Aktürkoğlu'nun play-off finalinde Kosova ağlarına bıraktığı o gol, sadece bir galibiyet değil, 24 yıllık bir özlemin, bir ülkenin bitmek bilmeyen futbol hasretinin vuslata dönüşüydü.
Bugün A Milli Futbol Takımımız; ABD, Meksika ve Kanada'nın ortaklaşa düzenlediği o dev sahneye geri dönüyor.
2002 yılında Şenol Güneş liderliğindeki o efsane kadro, çıtayı öyle bir yere koymuştu ki arkadan gelen jenerasyonlar bu büyük başarının ağırlığı altında ezildi. Uzak Doğu'da tarih yazan Türkiye, 24 yıl boyunca turnuvanın "büyük devamsızı" oldu. O gün sokaklarda bayrak sallayan çocuklar büyüdü, baba oldu; şimdi ise kendi çocuklarının elinden tutup yepyeni bir ruhun peşinden gidiyorlar.
2026'ya giden bu yol, eskisinden çok farklı bir ruhla inşa edildi. Artık sahada sadece hırsıyla değil, taktiksel olgunluğu ve tecrübeleriyle maçları domine eden bir takımımız var.
Real Madrid formasıyla göğsümüzü kabartan Arda Güler'in saha içi dehası, Barış Alper'in pes etmeyen enerjisi, Hakan Çalhanoğlu'nun saha liderliği ve savunmadaki aşılmaz duvarlarımızla, 2002'deki ağabeylerinin mirasını taşımaya hazır olduklarını kanıtladılar. Biz sadece 2026 biletini almadık, Türk futbolunun üzerindeki o "turnuvaya katılamama" lanetini de tarihin derinliklerine gömdük.
Tıpkı 2002'de olduğu gibi maç saatleri yine bizi sabahın ilk ışıklarında ekran başına kilitleyecek. Tarih tekerrürden ibarettir, derler; belki de bu erken uyanışlar bize yine uğurlu gelecek.
24 yıl boyunca biriktirdiğimiz tüm özlemi, coşkuyu ve heyecanı bavulumuza koyup okyanusları aşıyoruz.
Şimdi sıra sizde ‘’Bizim Çocuklar’’; 2002'de yarım kalan o şarkıyı, Amerika semalarında en yüksek sesle söyleme zamanı. Başını dik tut Türkiye'm, çocuklar ait oldukları yere, dünyanın en büyük sahnesine geri döndü.
