İşte bu yüzden, her 19 Mayıs’ta Türkiye’nin dört bir yanında stadyumlarda yaşanan o coşku, sıradan bir kutlama değil; bir ulusun söz verişidir.
19 Mayıs 1919, sadece bir takvim yaprağı değil; küllerinden doğmaya yemin etmiş bir milletin ilk adımı, bağımsızlık meşalesinin yakıldığı gündür. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basarak başlattığı bu kutlu yürüyüş, tarihin akışını değiştirmiştir. Ancak Atatürk’ün dehası sadece askeri zaferlerde değil, kurduğu cumhuriyeti kimlere emanet edeceğini çok iyi bilmesinde saklıdır. O, bu ülkenin geleceğini "Fikri hür, vicdanı hür" gençliğe bırakmış ve bu büyük günü onlara bayram olarak armağan etmiştir.
İşte bu yüzden, her 19 Mayıs’ta Türkiye’nin dört bir yanında stadyumlarda yaşanan o coşku, sıradan bir kutlama değil; bir ulusun söz verişidir.
Sabahın ilk saatlerinde stadyumları dolduran binlerce gencin gözlerindeki ışık, Atatürk’ün aradığı o dinamizmin ta kendisidir. Tribünleri tıka basa dolduran halkın heyecanı, sahaya adım atan gencin adımlarındaki kararlılıkla birleşir. O stadyumlar sadece spor yapılan alanlar olmaktan çıkar; tek bir yürek halinde atan, cumhuriyete bağlılığın haykırıldığı devasa birer meydana dönüşür.
İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan o muazzam sessizlik, ardından yerini bando takımının coşkulu marşlarına bırakır. Davulun her vuruşu, gençlerin damarlarındaki asil kanın ritmidir.
Aylar süren provaların meyvesi o an sergilenir. Yüzlerce gencin milimetrik bir düzenle oluşturduğu dev Türk bayrakları, Atatürk’ün portreleri ve dalgalanan kuleler, stadyumu adeta canlı bir tuvale dönüştürür. Her hareket disiplini, her kule dik duruşu simgeler.
Stadyum hoparlöründen yükselen o gür ses, Atatürk’ün gençliğe hitabesini okurken, yüzlerce gencin hep bir ağızdan "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!" cevabı stadyumun duvarlarını titretir. Bu geçmişten geleceğe yazılan en büyük sözleşmedir.
Stadyumlardaki o muhteşem jimnastik hareketleri, modern danslar ve atletik gösteriler, çağdaş Türkiye’nin sağlıklı ve disiplinli nesillerle yükseleceğinin kanıtıdır. Gençlerin sergilediği her estetik hareket Cumhuriyetin zarafetini ve gücünü temsil eder.
19 Mayıs, stadyumlardan taşan o gençlik enerjisiyle her yıl yeniden doğar, Türkiye her yıl yeniden gençleşir.
