Köyün arkasını yasladığı heybetli dağlar, zirvelerindeki karlı taçlarıyla birer muhafız gibi yükselirken, yamaçlarından aşağıya doğru ferahlatıcı bir kekik kokusu lavanta rahiyasına kavuşuyor.

Doğanın tüm renklerinin bir ressamın paletinden dökülmüş gibi birleştiği, zamanın yavaş aktığı büyüleyici bir mekan hayal edin. Sanki gökyüzü ile yeryüzünün birbirine en içten sarıldığı noktada kurulmuş.

Köyün arkasını yasladığı heybetli dağlar, zirvelerindeki karlı taçlarıyla birer muhafız gibi yükselirken, yamaçlarından aşağıya doğru ferahlatıcı bir kekik kokusu lavanta rahiyasına kavuşuyor.

Köyün kalbinde dağların serin sularıyla beslenen berrak bir göl yer alıyor. Suyun yüzeyi asaletle süzülen nilüfer çiçeklerinin pembe ve beyaz taç yapraklarıyla süslenmiş bir mücevher kutusunu andırıyordu. Sazlıkların arasından havalanan balıkçıllar, ismini sadece yöre halkının bildiği rengarenk kuşlar, gölün bereketiyle beslenen balıkların üzerinde zarif kavisler çiziyordu.

Kıyıda bekleyen ahşap tekneler (kayık), birazdan başlayacak olan ve misafirlerini bu masalsı ekosistemin kalbine götürecek olan turların hazırlığındaydı. Su o kadar berraktı ki pullu balıkları izlemek zamanın durduğu hissini veriyordu.

Köyün içine doğru yürüdüğünüzde zamanın dokunmaya kıyamadığı o meşhur köy evleri selamlıyordu sizi. Kerpiç ve taşın dostluğuyla yükselen bu evlerin pencerelerinden sarkan sarmaşıklar sokağa taşan bir kültürün sessiz tanıklarıydı.

Göl kenarındaki söğüt dallarının altında, kadınların maharetli ellerinden açılan hamurlar sacın üzerine seriliyordu. Dalından toplanan taptaze otların, peynirle buluşup odun ateşinde altın sarısı bir renge bürünüşüdür gözleme. İncecik açılmış hamur katmanlarının arasına sızan tereyağının, damağa yayılan o çıtır çıtır hikayesidir katmer.

Günün sonunda, batan güneş lavanta tarlalarını kızıla boyarken, göl adeta başka bir renge bürünüyordu.

Burası, karmaşadan uzaklaşmak isteyenler için her köşesinde ayrı bir mucize barındıran, masalsı bir yeryüzü cenneti. Burası lavanta ve nilüferin kardeş olduğu eşsiz bir köy: Beydilli...