Paketin en önemli başlıklarından biri yargısal iş yükünün azaltılmasıdır. İdare mahkemelerinde tek hâkimle görülebilecek uyuşmazlıkların kapsamı genişletilirken, Danıştay’ın teşkilat yapısına ilişkin geçiş süresi de uzatılmıştır.
Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak anılan ve 17 Temmuz 2026 tarihinde yasalaşan 7589 sayılı Kanun, klasik anlamda bir af veya infaz paketi değil; esas itibarıyla yargılamanın hızlandırılması, usul ekonomisinin güçlendirilmesi ve bazı yargısal süreçlerin yeniden tasarlanmasına yönelik bir reform paketidir. Hukuki zeminde dikkat çeken husus, düzenlemenin tek bir kanunla sınırlı kalmayıp icra, medeni usul, idari yargı, ceza muhakemesi ve noterlik alanlarında sonuç doğurmasıdır.
Paketin en önemli başlıklarından biri yargısal iş yükünün azaltılmasıdır. İdare mahkemelerinde tek hâkimle görülebilecek uyuşmazlıkların kapsamı genişletilirken, Danıştay’ın teşkilat yapısına ilişkin geçiş süresi de uzatılmıştır. Bölge idare mahkemelerinin kararlarına ilişkin bazı temyiz ve inceleme kuralları yeniden düzenlenerek dosyaların daha hızlı sonuçlandırılması hedeflenmiştir. Ancak burada temel hukuki soru açıktır: Yargının hızlandırılması, yargısal güvencelerin zayıflatılması pahasına gerçekleşmemelidir.
Hukuk yargılaması bakımından da önemli değişiklikler vardır. Belirsiz alacak davasının şartları ve talep sonucunun belirlenmesine ilişkin sistem yeniden şekillendirilirken, yasal faiz ve tazminat uyuşmazlıklarında uygulanacak usuller bakımından da yeni hükümler getirilmiştir. Bu düzenlemelerin uygulamadaki gerçek etkisi, özellikle dava açma stratejileri ve harç/yargılama giderleri bakımından önümüzdeki dönemde daha net görülecektir.
İcra ve iflas hukuku bakımından ise miras yoluyla edinilmiş taşınmazların ortaklığın giderilmesi satışlarında ilk artırmanın yalnızca malik mirasçılar arasında yapılabilmesine imkân tanınması dikkat çekmektedir. Elektronik satış portalındaki teminat uygulamasına ilişkin değişiklikler de icra satışlarının daha işlevsel yürütülmesini amaçlamaktadır. Ayrıca kamu idarelerine karşı hükmedilen para, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin ödenmesine ilişkin yeni usul, ilamlı icra pratiği bakımından önem taşımaktadır.
Ceza hukuku alanında ise HAGB rejimine ilişkin önemli bir sınırlandırma getirilmiş; işkence ve eziyet ile kamu görevlilerinin görevi nedeniyle gerçekleştirdiği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele niteliği taşıyan bazı fiiller bakımından HAGB uygulanmasının önü kapatılmıştır. Ayrıca dolandırıcılık suçlarında banka veya ödeme hesaplarının başkasına kullandırılmasıyla sınırlı kalan iştirak biçimlerine ilişkin özel düzenleme, özellikle uygulamada “IBAN mağdurları” olarak anılan dosyalar açısından önem arz etmektedir.
Sonuç olarak 12. Yargı Paketi, “yeni bir af” şeklinde okunmamalıdır. Paketin temel felsefesi infazdan ziyade yargılamanın etkinliği, usul ekonomisi ve yargısal iş bölümünün yeniden düzenlenmesidir. Bununla birlikte hukuk devletinin ölçütü yalnızca dosyanın hızlı bitmesi değildir. Hızlı yargı, ancak adil yargılanma hakkı, gerekçeli karar, etkili kanun yolu ve hukuki dinlenilme hakkı korunarak anlam kazanır. 12. Yargı Paketi’nin gerçek başarısı da yürürlüğe giren maddelerin sayısıyla değil, vatandaşın hakkına daha hızlı fakat aynı zamanda daha doğru ve öngörülebilir biçimde ulaşmasını sağlayıp sağlayamadığıyla ölçülecektir.