Ülkemizde, “kendisinden olmayanların düşman ilan edilmeleri” toplumsal bütünlüğümüze zarar veriyor. Halkımızı gruplaştırmak, ötekileştirmek, ayrıştırmak, radikalleştirmek geleceğimize dair endişelendiriyor. Siyasal rekabetin toplumsal uzlaşıdan uzak, kirli dille yapılması aşındırmaya hız kazandırıyor. Geçmişteki siyasi liderlere baktığımızda “nezaketi” görmek mümkündü. Rakip partilerin kurumsal kimliğine ve gönül verenlerine hakaret etmezlerdi.

Seçim meydanlarında, Bölücü Terör Örgütünün adı sıkça kullanılmaya başlandı. Bölücü Terör Örgütünün ismini anmak, terör örgütünün propagandasını yapmaktır. Her gün gündemde tutarak adeta örgütün reklamı yapılmaktadır. Bölücü Terör Örgütünün isminin anılmasıyla, adeta örgütün arzu ettiği hedef dillendirilmiş oluyor. Kendisinden olmayanları “teröristlerle birlikte olmakla” itham etmek te örgüte dolaylı yönden hizmet etmektir. Terörle mücadeleyi sulandırmaktır.

Her şeyi dış güçlere bağlamak alışkanlık haline geldi. Dış güçler, geçmişte de vardı. Gelecekte de olacak. Her şeyi dış güçlere bağlamak kolaycılıktır. Gerçeği göz ardı etmektir. Ülke içerisindeki fiyat artışlarını “teröristlikle” bağdaştırmakta aynı mihvalde kolaycılıktır.

Ülkenin gerçek iç ve dış sorunlarına, çözüm aramaktan uzaklaşılmış olduğunu görüyoruz. İçeride işsizlik ve geçim sıkıntısı ile toplumsal ayrışma at başı gitmektedir. Suriyelilere yapılan harcamalar bütçedeki deliği büyütmektedir. Gelecekte sosyal yapımızı ve güvenliğimizi etkileyebileceği endişesi taşınmaktadır.

Yerel seçimlerde kendisinden olmayanların yönetime gelmeleri endişelendirmemeli. Ülkenin var oluşu veya yönetimi ile ilgisi bulunmamaktadır. Değişimi arzu eden halka saygı duyulmalı. Toplumsal uzlaşının, barışın, birlik ve beraberliğin ötekileştirmeden sağlanabileceğinin farkında olmalıyız.