Yaklaşık iki üç hafta oldu. Kendi odamda bilgisayar başında gece yarısı geç vakte kadar oyalanıp yatmak üzere gittiğimde baktım anam sırtı kapıya doğru yatmış. Usulca yanına gidip baktım: gözleri açık, dudakları kıpır kıpır… Laf aramızda uzunca süredir dudakları kıpır kıpır zaten. Bilmem içinden; daha önce söylemiş olduğu gibi bildiği duaları, ayetleri, unutmamak için yineleyip duruyor veya karşısında biri var sanıp da onunla konuşup duruyor. Başının altındaki yastık çok rahat bir şey değil. Uyuyor olsa kesinlikle uyandırmak istemem. Nasıl olsa uyanık, yastığını değiştireyim de anacağım rahat uyusun düşüncesiyle elimde rahat bir yastık,
-Ana başını kaldır da yastığını değiştirivereyim, deyince anam hışımla yataktan doğruldu ve
-Şimdi ben ayağa kalkıp seni gebertmez isem… Defol başımdan pis köpek, çık git evimden! Diyerek gözlerinde bir garip parıltılar, kollarında inanılmaz bir güç beni iteleyerek önce odadan, sonrada evden sokağa çıkardı. Benim “ana ben senin oğlunum, ben Ahmet’im, bak ayaklarım yalın ayak, üstümde pijama var, dışarısı buz gibi soğuk, hasta olurum…” diyorsam da anam oralı değil, bilmem kötü bir rüya görüyordu da beni rüyasında gördüğü uğursuz biri sanıp bu davranış içine girdi…
Aradan beş on gün geçince benim üç beş saatliğine bir yere gitmem gerekti. Bende anam yalnız kalmasın diye yeğenimi alıp eve getirdim. Yeğenim; hazır gelmişken anamı bir güzel yıkayıp paklayıp, uzamış olan tırnaklarını keseyim, o güzelim beline sarkan gür saçlarından geriye kalan, pamuk beyazlığındaki, ipek yumuşaklığındaki üç beş tel saçlarını öreyim düşüncesi içinde “ana seni yıkayayım!” deyince anam,
-Sen kimsin de beni yıkayacaksın, yıkayacağım diye soyup da benim onumu bunumu mu alacaksın!” deyince yeğenim apışıp kalır şaşkınlıktan. Aradan bir iki saat geçip de anamın beyinsel durumu iyileşince anam yıkanıp paklanır bir güzelce ve “vay benim güzel kızım, ellerin dert görmesin, sayende kar gibi olup hafifleyiverdim. Allah ne muradın varsa versin…” diye yeğenime arka arkaya hayır duaları eder sanki biraz önce huysuzlanan kendisi değilmiş gibi…
Bugün yine uzunca bir süre evden ayrı kalacağım için yeğenimi evinden alıp bize getirdim. Niyetimiz anamı yeğenimin evine götürmek. Ben arabada beklerken yeğenim anamı hazırlayıp getirmek için eve girdi. Evde anam başlamış ayak diretmeye ‘ben gitmem Allah gitmem ’diye. Yeğenim bir süre yalvarıp en sonunda “niye?” diye sorunca,
-Ben evi bekliyorum, demiş. Arkasından da “Ben evden dışarı çıkarsam o dayın (bu ben oluyorum) olacak köpek evi satacakmış!
Ben yeğenimi evine bırakıp işimi görmek için ilçeye gittim. Yeğenimin içi rahat etmeyip iki saat kadar sonra anama geldiğinde anam yeğenimi gülerek karşılamış, beraber çay kahve içip eğlenmişler.
Geçenlerde odamda bir şeyler okuyordum: anamın oda kapısı açılıp anam yıkanmalığa doğru gitti. Çok geçmeden geri gelip bana,
-“Abi, abdest alacağım ama çeşmeyi açamadım!” deyince, gidip çeşmeyi açtım. Geri odama gelirken anam arkamdan,
-“Sağ ol abi, Allah razı olsun!” deyince içim cız etti.
