Bir kaza sonrası ya da riskli bir ameliyat sonrasında normal haline dönebilen insanların ağzından, "Hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti, Bedenimden ayrıldım, masada yatan bedenimi gördüm ya da Bir tünel vardı ve sonunda beyaz bir ışık vardı." gibi cümleleri mutlaka duymuşuzdur. Peki bu herkeste olan bir şeymi ya da çalışmaları yapılan bu konunun bilimsel olarak bir gerçekliği var mıdır?

Çakan Şimşeğin Gökyüzünde Oluşturduğu Şekil, Görenleri Hayrete Düşürdü! Çakan Şimşeğin Gökyüzünde Oluşturduğu Şekil, Görenleri Hayrete Düşürdü!

ABD'li doktor Christopher Kerr, ölmek üzere olan insanların gördükleri ve o kişilerin rüyaları üzerinde araştırma yapan sayılı uzmanlardan birisi. Doktor Kerr'e göre hastalar ölmeden önce hayatlarında onlar için değerli ve önemli anları tekrar yaşayabiliyor ya da yıllar önce ölen anneleri, babaları, çocukları, yakın dostları ya da  hbesledikleri hayvanlarıyla konuşabiliyor.

Kerr'in yaptığı çalışmada, araştırmada yer alan insanların yüzde 88'i bu tecrübelerden en az birini yaşamış. Her 3 hastadan 1'i ise süreç sırasında seyahat ettiğini görüyor ve dünyada  kaybettikleri insanlarla iletişime geçtiklerini söylüyorlar. İletişime geçtikleri kişiler daha çok kendilerini hayat boyunca destekleyen ve sevgi gösteren kişiler oluyor.

ÖLÜME YAKIN DENEYİM NEDİR?

Ölüme yakın deneyim, tıbbi anlamda kalbi durup daha sonra tekrar hayata dönen insanların geçirdiği tecrübelere verilen isimdir. Ölüme yakın deneyimler, özellikle insanlığın ölümden sonraki hayat konusuna karşı duyduğu merak sebebiyle ilgi çekici olaylar olmuştur. 
Ancak tıpkı doktor Kerr'in araştırması gibi araştırmalarda objektif ve nesnel bilgilere ulaşarak bilimsel bir yargıya varmak çok zordur. Bir başka deyişle hiç kimse ölümden sonrası ya da o an hakkında net bir cevap veremez çünkü bunu deneyimlemeyen kişiler halihazırda yaşamını sürdüyor, deneyimleyen kişiler de çoktan bu dünyadan gittiler. Ölümle yaşam arasında gidip gelen kişilerin deneyimlediği şeye de ''ölüme yakın deneyim'' denilmektedir. Bilimde, doğrudan ve objektif bir şekilde ölçümleyemediğimiz ve belirli bir sistemle toplanamayan bu tür anlatılara, ''anekdotal anlatı", yani "kulaktan dolma bilgi" adı verilmektedir. Sonuç olarak ölüme yakın deneyim yaşayan herhangi bir kişinin yaşadıklarından bilimsel veriler elde etmek olanaksız gibi görünüyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ