Seçim sürecinin tamamlanmasının ardından, her Çarşamba düzenli olarak sorunlarını dile getirmek için Türkiye’nin dört bir yanından eylem yapan Aile Hekimleri’ne destek olmak ve yerelde çözülebilecek sorunları yeni yerel yönetime duyurmak için, bugün Denizli Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenlendi. 

Denizlili Saglikcilardan Aciklama Aile Hekimleri Taseronlugun Uzantisidir1

“Aile Hekimliği Taşeron Sistem Ürünüdür”

Aile Hekimliği kavramının, devletin yarattığı bir taşeron firma sistemi olduğunun dile getirildiği toplantıda, “Belli bir bölgede belli sayıda hastanın sorumluluğu görevlendirme yöntemi ile bir hekime devredilmektedir.  Üstlenen aile hekimlerinin özlük hakları, çalıştırdığı kişiler yönünden statüsü, emeklilik yönünden geleceği belirsizdir. Hasta hizmetleri, gebe, aşı takipleri, kronik hastaların kontrolü onların sorumluluğundadır ve pandemi sonrası okul taramaları, okul aşıları da onların sırtına yıkılmıştır.  Üstelik bunlara ek olarak gezici hizmeti olan yerlerde sağlıksız cami altlarında, kahve köşelerinde, temizliği yapılamayan, ısıtması sorun olan ve halen odun sobasıyla ısıtılmaya çalışılan sağlık evlerinde, hiçbir bilimsel gerçekliği olmayan gezici sağlık hizmetleri vermeye de devam etmektedirler. Yine aile sağlığı merkezlerinde güvenlik en başta gelen sorunlardan biridir. Aile hekimleri sözlü ve fiziksel saldırılara karşı kendilerini koruyamamaktadır” açıklamaları yapılarak acil sorunlara değinildi. 

Denizli’de 25 Bin Liralık Kuaför Hesabını Ödemeden Ayrıldı! Denizli’de 25 Bin Liralık Kuaför Hesabını Ödemeden Ayrıldı!

Denizlili Saglikcilardan Aciklama Aile Hekimleri Taseronlugun Uzantisidir2

Aile Hekimlerinin Sırtına Yıkılan Yükler

Aile hekimlerinin sistemi döndürmek için maaşları ve cari harcamalar için iki kalemde ödenek aldıklarını dile getiren Denizli Sağlık Platformu, “Aile Hekimleri cari ödenekle sekretaryadan güvenliğe, bina bakımından temizliğe her şeyden sorumludur. İster devlete ister belediyeye ait binalarda isterse de kendi tuttukları binalarda çalışsınlar kira ödemektedirler.  Bu binaların bakım onarımları da mülk sahibi olmamalarına rağmen, ilgili yönetmeliğin tersine, fiilen onların sırtına yıkılmaktadır. Bu ödenekten dâhilinde kendi üzerlerinden ya da şirket üzerinden çalıştırmak zorunda kaldıkları personellere karşı statüleri belli değildir. Personel çalıştırmanın her türlü hukuki sorumluluğu Aile Hekimleri’ne yüklenmektedir. Sistemi idame ettirmek için ödenen cari giderler, memur maaş zammı oranın da arttırılması nedeniyle, enflasyona bağlı gider artışlarını karşılayamaz duruma düştü. Aile hekimliği biriminin üyeleri, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanıdır. Hak edişlerdeki düşüşler aile sağlığı çalışanlarının bu görevleri tercih etmemesi ve aile hekimlerinin yalnız çalışması sonucunu doğurmuştur. (Aile sağlığı çalışanları aynı seviyedeki hemşire ve ebeye göre daha az ücret almaktadır ve aile hekimliği sisteminden kaçmaktadır). Zaten oldukça ağır ve yorucu şartlarda çalışan aile hekimleri bir de yalnız çalışmak zorunda kalmaktadır. Maaş adı altında aldıkları ödeme ise belirsizdir. Kayıtlı insana, yaşlıya, hastaya göre değişmektedir. Üstelik günde 76’dan fazla hasta bakmadıkları zaman maaşları önemli oranda düşmektedir. İzine çıktıklarında, rapor aldıklarında, uyarı aldıklarında maaşlarından kesinti yapılmaktadır. Hasta sayısına yani performansa dayalı verilen ek emekliliğe yansımamaktadır. Ve bütün bunlara ek bütün çalışanlar gibi erkenden vergi dilimine girmekte ve maaş adında verilen ödenekler daha da düşmektedir” noktası ile toplantıda konuşulanların çözülemeyecek sorunlar olmadığı vurgulandı. 
Bahsedilen sorunların bazılarının yerel yönetim inisiyatifi ile çözülebileceğini dile getirerek “Yeter ki karşımızda bunları çözmeye niyet etmiş muhataplar bulalım” açıklaması yapıldı.

Editör: Kardelen Başol