Merhaba

Son günlerde hepimizin gündemi ekonomi oldu. Diplomalı, diplomasız! Onca kişi gazete köşelerinde yorum yapıyor. Eh, bende katılayım kervana…

Merhaba
Yazar : Tarih : Okunma : 385 views Yorum Yap

Sizce Türkiye de bir yönetim krizi var mı? “Ekonomik kurtuluş savaşı veriyoruz” demek bir krizin yaşandığının kabulü mü? Biz bu işin kitabını yazdık diyenler yoksa bu işi bilmiyor mu?

Bankada paranız olsa, enflasyonun resmi rakamla %20 olduğu bir süreçte paranızı bankada %15 faizle mi tutarsınız? Yoksa değerini korumak için başka yollar mı ararsınız? Örneğin hızlı bir yükseliş gösteren dövizi garantili yatırım olarak mı görürsünüz? Cevabınız evetse, bir ”güvensizlik” duyuyor, geleceğin belirsizliğinden ürküyor olmalısınız. Bu ülkenin ekonomik yapısı, faiz indirimlerinin sonucunun “dolarizasyon” olacağını kaçıncı kez bize gösterecek?

Dolar yükselince, iğneden ipliğe zam gelmiyor mu? Döviz borcu olanlar kıyameti yaşamıyor mu? Dış borcu 483 milyar dolar olan ülkemiz, bu yükselmeyle yılbaşından bu yana 2,7 trilyon Türk lirası daha fazla ödeyecek. Nereden? Hazineden. Hazine parayı nasıl bulacak?

Döviz bağımlısı olduk. Seçtiğimiz bu model bizi hep dış borçlanmaya itiyor. Ödeme için özelleştirmeler yapıyoruz. Cumhuriyetin tün birikimleri sattık. Yap-işlet –devret yöntemiyle yapılan tüm yatırımlar hazine garantili ve dövize endeksli! Anlaşmazlıkta bile Türk mahkemeleri değil İngiliz mahkemeleri yetkili. Bunları eleştiren, ortaya çıkaranlarsa “Mandacı”!Oysa gerçek mandacılar, ulusal parasını yok sayıp liberal ekonomiyi seçen, dalgalı kur politikasını savunanlardır. Amerika ve diğer emperyalist ülkelere ekonomilerini peşkeş çekenlerdir.Ülkenin bağımsızlığını,onurunu yok edenlerdir..

“Mandacılık” suçlaması sakın bu krizde yapılmış bir takım vurgunların soruşturulmasını perdelemek için gündeme gelmesin? Öyle ya 128 milyar doları, “döviz fiyatını sabit tutma” uğruna kim, kaç liradan aldı biliyor muyuz?

Sizce “faiz sebeptir”inadı tesadüf mü? Bilgisizlik mi? Yoksa bir tercih mi? Bir ülkenin tüm sektörleri değersizleşiyor, yağma hasanın böreği gibi tüm varlıkları yok pahasına yabancı mülkiyetine geçince aklıma takılıyor bu sorunun cevabı. Çok mu “milliyetçiyim” ne?

“Liberal ekonomi”  tercihi, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapmadı mı? Sadece kötü yönetimler yüzünden mi böyleyiz? Yoksa bu sistem doğası gereği bizleri bu noktaya getirdi ve kötü yönetimlerin sürece katkısı sadece yaşam koşullarını daha bir ağır mı kıldı?

Ne yapmalı? Çözüm ne?Anlaşılıyor ki çözüm,bu modelin içinde değil, dışında..Kamuculuğun yeniden öne çıkacağı karma ekonomik model de!!..Uluslararası mali sermayenin(finans kapital) soygununa dur demek,yeniden beş yıllık planlar yaparak öncelikle sanayi (endüstriyel) tarımını ayağa kaldırmak,üretmek,üretmek,üretmek  temel hedefimiz olmalı.Muhalefet partileri,iktidar yolunda bu tercihin önerilerini sunmalı.

Kısacası, Atatürk ü anlamak, onun devletçi politikasının özünü de anlamaktan geçiyor. Yani, devlet sadece koruyucu, düzenleyici, denetleyici olarak değil, gerektiğinde bizzat girişimci olarak ta ekonomiye müdahale etmeli.

Bir başka yazıda “kamu girişimcisi” bir politika, acaba yerel yönetimlerde ne tür yatırımları gündeme getirir? Bunu ele alalım. Sağlıcakla kalın.

admin (gencivrilgazetesi@hotmail.com) Websitesi

İlk yorumu siz yazın

 width=