Merhaba

Şu sıralar mahalle ziyaretleri yapıyorum. Genelde geceleri çıkabiliyorum. Kahvelerde,  özellikle gençleri arayıp buluyor onları dinlemek istiyorum.

Merhaba
Yazar : Tarih : Okunma : 315 views Yorum Yap

Herkes gibi onlar da yaşam koşullarından, geleceklerinden şikâyetçi, endişeli. Konular; Pahalılık, işsizlik, üretilenlerin para etmemesi, girdilerin yüksek maliyeti vs. vs. Soruyorum onlara, çıkış yolu ne? Nasıl bu ülke düze çıkar? Siz olsanız ne yaparsınız? Öyle ya, gelecek sizlerin. Ne yapmalı? Önerilerini şimdilik not ediyorum, diğer mahallelerden de gelebilecek farklı çözümleri de dinleyerek sizlere ilerde aktarırım.

Eskiden sık rastladığım bugün hayli azalmış gibi duran duygu sömürüsünü de görüyorum. Halkın milli, vatansever duyarlılıklarına seslenerek, bunlar üzerinden siyaset yapanlar, muhaliflerini de bu duygular üzerinden ”iç düşman” olarak gösteriyor ve gerçek ayrımcılığı ortaya koyuyorlar aslında.

12 Eylül öncesi üniversite yıllarımda ayrışmayı fazlasıyla gördük. Körlemesine bir kavga, kargaşa yaşadı bu ülke. Öyle ki, 12 Eylül sonrası demokrasinin rafa kalkması, özgürlüklerin kısıtlanması, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin kapanması, tutuklanmalar, işkenceler, yurt dışına kaçıp iltica etmeler, kısacası onca olumsuzluğa kimse sesini çıkarmadı. Sanki ” müteşekkir” olundu, gergin günler bitti diye…

Hatırlarsınız, haziran seçimlerinde salt çoğunluk elde edemedi partiler. Garip bir şekilde uzayan koalisyon görüşmelerine patlayan bombalar, toplu katliamlar, saldırılar da eklenince kasım erken seçimi geldi. Gene iktidarı çoğunlukla alan AKP, ülkeyi  “başkanlık” sistemini de getirerek bugünlere taşıdı. Sanki”gerginlikler”  büyük dönüşümlerin “maymuncuğu”.Ne dersiniz? Fetö olarak adlandırılan kalkışma da bu dönüşümleri hızlandırmadı mı?

Gerginlikler, terör kime hizmet ediyor sizce? Konuşarak çözülebilecek, sağduyuyla sağlanabilecek huzur ve mutluluk neden istenmiyor? Sadece hayatta kalabilmenin çabaları, insanlara “biat etmekten” başka bir seçenek bırakmıyor gibi. Daha iyi bir yaşam, yüksek gelir, konfor, özgürlükler, zenginlik isteği yerini “şüküre”  bırakıyor sanki. Fakirleştikçe yönetmek galiba daha bir kolay. Hem böylesi bir ortamda dün söylediğinizi bugün inkâr etseniz de, unutuluyor önemsenmiyor. O gün “başkanlık” rejimine karşı olun, hakaretlerle dolu bir politika yapın, bugünse bu rejimi savunun. Rahmetli Demirel boşuna dememiş;”Dün dündür, bugün bugün”.

Ormanlarımız yok oluyor, akarsular kuruyor, hava kirliliği, yok olan tabiat, çevre… Ne yapılmalı? Işıklı barajı kuruyor, seneye sulama nasıl yapılacak? Ne düşünülüyor? Yerelde yöneticiler bu konuda açıklama yapıyor mu? Zaman zaman yerel medya bu konuyu gündeme taşıyınca tatmin edici bir cevap buluyor muyuz? Belki de sadece “inşallah” la başlayan temenniler konuşuluyordur. İnanın ben bunu da duymuyorum. Bir kanıksama, bir boş vermişlik var. Siyasetçiye propaganda malzemesi bu konular, iyi de çözüm önerileri ne?

Bir değişim var aslında, memnuniyetsizliğin getirdiği bir tepki. İktidarı destekleyen kesimlerde de bu gözleniyor. Önemli olan konuşabilme, planlamak, geleceği öngörebilmek, bugünden tedbirleri alabilmek. Gelin bilimi rehber edinelim. İyi yetişmiş, genç enerjik dimağları bulup sorumluluk almalarını sağlayalım. Gençlerimiz tanıyalım.

Sağlıcakla.

admin (gencivrilgazetesi@hotmail.com) Websitesi

İlk yorumu siz yazın

 width=