DUYGULARIMIZI YİTİRDİK. HÜKÜMLÜDÜR!

Hatırlarmısınız ne çok ses vardı mahallelerimizde. Gece karanlığına kadar susmayan çocuk cıvıltıları, şarkı söyleyenler. Domates bibeer diye bağıran satıcılar, eski elbiseleri, yırtılmış naylon terliğini alıp yerine mandal, leblebi tozukeçiboynuzu veren amcalarımız vardı.

DUYGULARIMIZI YİTİRDİK. HÜKÜMLÜDÜR!
Yazar : Tarih : Okunma : 554 views Yorum Yap

Hatırlarmısınız ne çok ses vardı mahallelerimizde. Gece karanlığına kadar susmayan çocuk cıvıltıları, şarkı söyleyenler. Domates bibeer diye bağıran satıcılar, eski elbiseleri, yırtılmış naylon terliğini alıp yerine mandal, leblebi tozukeçiboynuzu veren amcalarımız vardı.

Farkında mısınız ilk önce oynadığımız oyunlarımızı aldılar elimizden. Saklambaç, Evcilik oyunumuzu, Körebemizi. Yavaş yavaş körelttiler güzel olan değerlerimizi.

Vefa vardı herseyden öte, komşuluk vardı. Bizde pişti ona da götürelim vardı. Cenazeleri var yemek yapamazlar biz yapalım götürelim vardı.

Güven vardı hepsinden önemlisi güven! Zarar gelmez dediğin kimse zarar vermezdi. Sen nasılsan öyleydi herkes.Aile mahremiyeti vardı. Büyüğe saygı, küçüğe sevgi vardı. Küçücük bir odaya sığan mutlu kardeşler vardı.

Sonra bir şeyleroldu .

Nasıl da susturulduk değil mi?

Tüm çocuklar evlerine, büyükler kabuğuna çekildi.

Kalabalık evler boşaldı çekirdek aileler olduk.Şimdiki evlilikler bile evcilik oyunu gibi canın sıkılınca küstüm oynamıyorum oldu.

Sokakta oynamayı bilmeyen çocukların ellerine sussunlar diye telefon tablet tutuşturduk.Sonuçta hepimiz Ellerimizde tabletler, telefonlarla bambaşka bir dünyalı oluverdik.

Yanı başındaki muhtaç komşusundan bihaber yaşayıp, “acaba canı çeken olur mu?” diye düşünmeden her yediğini paylaşan, “gezmeye ayıracak parası var mıdır?” diye düşünmeden, her tatilinden mutlu mesut kareler paylaşan bencil insanlar olduk.

Layk(beğeni) almak için lakayt olduk. Bir tuşla sevinip ağlayan hissiz insanlar olduk.

Yitirdiklerinizi düşünün, biz aslında çoktan yok olduk.

Türkmen ataların duasını yapalım Ulu Tanrım belki kabul eder;

Ulu Tanrım önce dağa taşa ver, toprağa ver, suya ver.

Bitkilere, hayvanlara, tabiatta ne varsa onlara ver.

Konuya komşuya ver, Eğer arta kalırsa bana ver.

Sayın Niyazi Vural’a teşekkür ederim bizi çocukluğumuza 50 yıl öncesine götürdü neden mi? Yollarımız tozdan geçilmiyordu, bereket yağdı şimdide çamurdan yürüyemiyoruz sağolsunlar Özlem yapı bölgesinde kaldırım dahi yok böylece çocukluğumuzdaki gibi çamurların ortasına basa basa yürüyoruz. Kırsal mahalle olması için imza toplasak nasıl olur ki? Yakında çömlek üretimine başlamayı düşünüyorum hiç olmazsa Çivril ekonomisine katkım olur…

Esen Kalın…

admin (gencivrilgazetesi@hotmail.com) Websitesi

İlk yorumu siz yazın

 width=