ÇALAR SAAT

Bu durumu aslında siz de deneyimlemiş olabilirsiniz. Sabah 6: 30’da kalkmak için alarmı kurduğunuzda sabah 6: 28’de kendi kendinize uyandığınızı görürsünüz. O an için sizi şaşırtan bu deneyiminiz aslında tesadüf değildir.

ÇALAR SAAT
Yazar : Tarih : Okunma : 2.575 views Yorum Yap

Ancak maalesef bu deneyimi herkes yaşayamaz.

Günlük hayatımızda güvendiğimiz tüm modern icatlar arasında, alarm saati muhtemelen evrensel olarak en küçümsenenidir. Çoğu zaman sinirlerimizi bozan bu saatler sabahları bizi yataktan çıkarmak için vazgeçilmezdir. Bu durum akıllara ilginç bir soru getirebilir: İnsanlar alarm saatleri yaygın hale gelmeden önce nasıl uyanıyorlardı?

Zamanı Anlama Çabalarımız

Çağlar boyunca, basit bir zamanı anlatma eylemi bile, ayrıntılı icatlarla çözmeye çalıştığımız önemli sorunlarımızdan oldu. Eski Yunanlılar ve Mısırlılar bu sorunu ortadan kaldırabilmek için güneş saatleri ve dikilitaşlar geliştirdiler. Devam eden süreçte kum, su ve yağ gibi şeylerin hareketleri aracılıyla zamanı ölçmeye yarayan saatler ürettiler.

Ancak bu tip cihazların hiçbir elbette bize zamanı tam olarak kontrol altına alma şansı vermedi. Bu nedenle, mekanik saatler yaratılıncaya kadar, insanlar daha doğuştan gelen bir başka zaman işleyiş biçimine bağlı olmak zorundaydı. Bu sirkadiyen ritim olarak da bilinen kendi iç vücut saatlerimiz idi.

Biyolojik Saat: Sirkadiyen Ritmi

Her tarafımız binalarla kuşatılmış durumda. Bunun anlamı, gündüz dahi olsa gün ışığına daha az erişim ve yapay aydınlatmalar. Oysa bir zamanlar güneşin batması karanlık ve doğması aydınlık demekti. Ancak çağın dayattığı koşullar tüm canlılarda genetik düzeyde değişiklikler meydana getirebiliyor.

Her birimiz günlük yaşantımızdaki hareketlerimizin hatta psikolojimizin bile 24 saat kontrol edildiği bir sistem taşıyoruz içimizde: Sirkadiyen saatlerimiz.

Vücudumuzdaki birçok süreç, doğal aydınlık ve karanlık döngüsüne göre düzenlenir. Yaklaşık 24 saatlik zaman aralıklarını takip eden bu süreç günlük ritim olarak adlandırılır.

Bu saat döngüsü doğal olarak hepimizde moleküler düzeyde mevcut ve genlerimizdeki kodlarla düzenleniyor. Sirkadyen saat genlerimizin (özellikle merkez gen CRY1) mutasyona uğraması, yaşadığımız uyku bozukluklarının sebebi olabilir. Özellikle son yıllarda mavi ışığa çok fazla maruz kalmamızın sirkadyen saat genlerimizin çalışmasını etkileyip değiştirebileceğine yönelik bilimsel çalışmalar yapılmakta.

Peki çok kullandığımız mavi ışık kaynakları neler mi?

Tablet, akıllı telefon, bilgisayar, floresanlar…

Vücudunuzun sirkadiyen ritmi uyku-uyanma döngünüzü yönetir. Kan basıncınızı, vücut ısınızı ve ne kadar uykulu veya uyanık olduğunuzu belirleyen zaman hissini kontrol ederek arka planda çalışan 24 saatlik bir saat gibidir.

 

 

admin (gencivrilgazetesi@hotmail.com) Websitesi

 width=