BAŞLIKSIZ

Sabah uyanıyorsunuz, kahvaltı hazırlığı yaparken bir taraftan da günlük haberleri dinliyor, izliyorsunuz. Ukrayna sanki cehenneme dönmüş. Dün, naklen yayında Bağdat’ı izlerdik. Bugün Rus ordusunun saldırılarıyla bombalanan şehirleri, insanların çaresizliğini, ölümleri, savaşın acımasızlığını. Suriye’yi unuttuk bile. Çayı yudumlarken biraz da ülkemiz görüntüleri geliyor ekrana. Günlük zamlar, market, yakıt kuyrukları, çarşı pazarda söyleşi veren emeklilerin şikayetleri, cinayetler,..

BAŞLIKSIZ
Yazar : Tarih : Okunma : 143 views Yorum Yap

Sabah uyanıyorsunuz, kahvaltı hazırlığı yaparken bir taraftan da günlük haberleri dinliyor, izliyorsunuz. Ukrayna sanki cehenneme dönmüş. Dün, naklen yayında Bağdat’ı izlerdik. Bugün Rus ordusunun saldırılarıyla bombalanan şehirleri, insanların çaresizliğini, ölümleri, savaşın acımasızlığını. Suriye’yi unuttuk bile. Çayı yudumlarken biraz da ülkemiz görüntüleri geliyor ekrana. Günlük zamlar, market, yakıt kuyrukları, çarşı pazarda söyleşi veren emeklilerin şikayetleri, cinayetler, özellikle kadın cinayetleri, işsizlik ve intiharlar. Kazalar, soğuk, kar, seller sanki günlük yaşamın bir parçası. Donuk bir yüzle, bir görevmiş gibi izlediğiniz ekranı kapatıp kendi dünyanıza dönüyorsunuz. Biraz önce kanıksadığınız onca olayın benzerlerini yaşamak üzere güne başlıyorsunuz.

Başlık ne olmalı? Dünya neden bu halde? Ülkemiz o eski huzurlu günlerden çok uzak, nereye gidiyor? Yaşananlar kader mi? Ne yapmalıyız? Sorular!

Yereli düşünüyorum, yaşadığım beldeyi. Geçen yıllarda ne değişti? Yürüdüğüm yollar, kaldırımlar mı yenilendi? Şehir merkezinin trafik sorunu mu çözüldü? En azından bir bisiklet yolu mu açıldı? Kapalı olan Gençlik Merkezi? İğdir çamlığında ki tesis? Gençler için neler yapıldı? Sosyal yaşamımızı zenginleştirecek hangi kültürel gelişmeler var? Sinema, söyleşiler, sergiler, konserler? Daha ne sorular!

Kanıksamak, kadere razı olmak sadece bir eğitim sorunu mu? İyiyi, mükemmeli aramak için okumak, araştırmak, sorgulamak sadece “okumuşların” görevi mi? Tarlada, okulda, sokakta, fabrika da yaşananların dünya görüşümüzü etkilemediğini söylemek mümkün mü? Dün siyasi iktidarı sonuna dek destekleyenler acaba bugün pişmanlık duyuyor,”elim kırılsaydı, oy verirken” diyor mu? Olası bir hükümet değişikliği onlara bir umut, heyecan veriyor mu? Vermiyorsa neden?

İyi siyasetçi sözünden ne anlamalıyız? Parçası olduğu siyasi partinin politikasını savunan, gerçekleştiren bir vekil, kişiliğiyle mi? Yoksa partisinin belki de ülkeye zarar veren yönetim anlayışıyla mı değerlendirilmeli? Yani, geniş kitlelerin refahına değil de bir azınlığın çıkarları doğrultusunda kararlar alan bir siyasi iktidarın temsilcileri “iyi” olabilir mi? Acaba vicdanlarını dinleyip, varılan çıkmazda bu temsilciler “yeter artık” diyebilir ve görevlerinden moda deyimle “af” isterler mi? Kim bilir belki de geniş halk yığınları onları zorlar ve bu karara vardırır.

Geniş, halk yığınları! Evet, ülkenin gerçek sahipleri onlar. Ülkenin geleceği için, yapay düşmanlıkları körükleyen her kuruma artık “dur” diyecek, beraberce el ele ortak çözümü bulması gerekenler, onlar! Sizce ovanın, Işıklı baraj gölü sorununu tek başına siyasi iktidar temsilcileri mi çözer? Yoksa tüm siyasi parti, oda, kuruluş, sulama birlikler hep beraber Ankara ya giderek mi çözerler? Daha geçenlerde muhtarlar bunun küçük bir örneğini deneyip sonuç almadılar mı? Eğitim bu galiba, yaşananlar bize çözümü de gösteriyor.

Sağlıcakla kalın.

 

admin (gencivrilgazetesi@hotmail.com) Websitesi

 width=