ALDATMA

İşin aslında bugünlerde içimden yazmak gelmiyor. Olayları, insanları ve kendimi çok fazla sorguladığım günleri yaşıyorum. Ülkemde olsun, çevremde olsun ve bir de bildiğim bazı yaşanmış olayları suya sabuna dokunmadan nasıl yazabilirim diye de soruyorum kendime. Yazmanın bir anlamı, mesajı, bir faydası olmalı.

ALDATMA
Yazar : Tarih : Okunma : 857 views Yorum Yap

Avrupa da yaşayan tanıdıklarımı dinliyorum, diyorlar ki: “Avrupa yaşlanıyor…” Ben de onlara diyorum ki, “Bizim ülkemiz de, insanımız da, toplum olarak da biz de Avrupa ülkeleri yolunda her geçen gün onların ayak izinde yürüyoruz…”

Olayın tanığı, o günleri yaşayanın bizzat ağzından dinledim. 1973 yılında Köyceğiz Paşapark da iki hippi orta yerde öpüşmeye başlayınca park da çay içmekte olanlar terk edince, elinde çay tepsisi şaşkın garson sorar, “Nereye gidiyorsunuz” diye. Aldığı cevap ise, “Buranın havası bozuldu!”

Hiç kimse yanlış anlamasın, şaşırmasın da düşündüğüm ve hatta inandığım o ki, biz toplum olarak, halk olarak en az iki asırdır sistemli olarak, kasıtlı olarak ve hatta baskı da kurularak bozulmaya yüz tutmuş insanlarız.

Çocukluğumdan itibaren gazete, dergi, mecmua ve kitap okumayı çok sevdim. Etkilendiğim, okurken ağladığım çok kitap da oldu. İki arkadaşın birbirlerinin karıları ile aldattıkları Can Pazarı, ünlü bir kadının yaşadıklarını yazdığı ve hatta daha sonrasında kocası kalp krizinden öldü. Kadın kocasını at suratlı bir adamla aldatmış, kitabın adı da 60 Günlük Bir Şey.

Aradan yıllar geçti ben adını böyle hatırlıyorum.

Posta Gazetesi yazarlarından Güler Kazmacı yazmış, Arızalı Erkekler. Arızalı Erkeklerin olduğu yerde “Arızalı Kadınlar” da vardır. Ama en önemlisi sistem de bir arıza vardır. Arızayı ortaya çıkaran, üreten ortam ve şartlar vardır.

İsyan Günlerinde Aşk ve Aldatmak adlı romanlar da var.

Duyduklarımı, dinlediklerimi, gördüklerimi ve yaşadıklarımı yazmak ve bizden sonraki nesile de ders, tecrübe anlamında mesaj mahiyetinde yazılar yazmak istiyorum. Başka da bir amacım yok. Öyle ki, erkek bozulursa aile, kadın bozulursa da bir millet, toplum bozulur düşünce ve inancındayım. 50 yıl sonrasında toplum ve millet olarak nerede ve nasıl olacağımızı bugünden bilen mi var?

Bugün cezaevlerinde suçsuz, günahsız, masum insanlar var. Her türlü hakları ellerinden alınmış, işleri ve aile düzenleri bozulmuş insanlar. Bunlar bizim insanlarımız. Bu bugünün değil, geçmişten günümüze gelen sorunlar. Dünya da olsun, ülkemiz de olsun bazı insanlar yıllarca mahkum olarak yattıktan sonra masum oldukları anlaşılınca, affedersiniz demek yeterli mi? Yani şimdi bir insanı yıllarca her türlü özgürlükten mahrum bırakarak dört duvar arasına alıp yaşamını sınırlı hale getirdikten sonra…

Adamın biri, meslek mensubu bir adam hanımı ile birlikte mesleğini icra ettiği dükkanında çalıştırdığı bir elemanı işten çıkardığında, eleman gidiyor ve diyor ki: “Taciz edildim.” Böyle bir suçlama sonucunda adam hapishaneye giderken işyeri kapanmak zorunda kalıyor, adamın karısı da diyor ki, “Ben eşimle her gün evden işyerine, işyerinden eve geldim gittim, böyle bir şeyin olması mümkün değil. Olsa idi önce ben öğrenir, ben görürdüm.

Allah’tan korkmayan, kuldan utanmayan insanlardan her zaman korkacaksın ve hatta uzak duracaksın. Ben böyle inanıyor, böyle düşünüyorum.

Aldatma, çok geniş anlamlı bir kelime. Önümüzde ki günlerde aldatma hakkında yazmaya devam edeceğim.

admin (gencivrilgazetesi@hotmail.com) Websitesi

 width=